Erken Doğum Tehlikesi (Prematür Eylem)

Erken Doğum Tehlikesi (Prematür Eylem)

Sık karşılaşılan önemli bir sorun...

Gebeliğin 36. gebelik haftasından önce sonlanması erken doğum (prematür doğum) olarak adlandırılmaktadır.

Modern tıp elde ettiği tüm başarılara karşın erken doğumu önleme konusunda oldukça başarısız kalmıştır.Ülkemizde ve tüm dünyada erken doğum oranları son 10 yılda artış göstermiştir.Bunda en etkili faktör yardımcı üreme tekniklerinin giderek daha yaygın olarak kullanılmasıyla ikiz ve üçüz gebeliklerin sayısında kaydedilen artıştır.Bununyanısıra yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde erken doğan bebeklerin yaşatılmasında kazanılan başarılar kadın doğum uzmanlarını gebelik sırasında karşılaşılan herhangi bir risk durumunda daha kolay doğum kararı verme konusunda cesaretlendirmiştir. Preeklampsi,rahim içi gelişme geriliği ya da plasenta previa gibi anne bebek açısından riskli olabilecek durumlarda bebek için dış dünyanın daha güvenilir olduğu haftalar 30. gebelik haftasına kadar çekilebilmektedir.Bugün erken doğumlarının dörttebirinden fazlası hekimlerin doğum kararı vermesi sonucu gerçekleşmektedir.
Doğum eylemini başlatan mekanizmalar henüz kesin olarak saptanmış değildir.Pekçok faktörün etkili olduğu karmaşık bir mekanizmanın söz konusu olduğu kabul edilmektedir.Bu nedenle erken doğumu tetikleyen mekanizmalar da tam olarak aydınlatılmamıştır ve erken doğum riskinin belirlenmesinde tam olarak güvenilir bir yöntem yoktur.

Erken doğan bebeklerin en önemli sorunu akciğer fonksiyonlarındaki yetersizliktir.

Anne karnında akciğerler devre dışıdır.Oksijen plasentadan bebek kanına geçer ve toplardamarlar aracılığıyla kalbin sağ tarafına ulaşır.Kanın büyük kısmı buradan akciğerlere geçmek yerine doğumdan hemen sonra kapanan iki açıklıktan (foramen ovale ve ductus arteriosus) sol kalp ve sol kalpten çıkan aorta geçer,buradan da tüm vücuda taşınır.Doğumla birlikte sönmüş bir balon gibi olan akciğerler havayla dolar.Alveol adı verilen hava baloncuklarının açık kalması solunan oksijenin kana geçebilmesi için şarttır.Bu ufak baloncukların kapanmamasını sağlayan madde ‘alveolar surfaktan’ dır.Bebek akciğerinde bu maddenin sentezi 36. haftadan sonra yeterli düzeye ulaşır.Bu nedenle daha erken doğan bebeklerin önemli bölümünde bu maddenin yetersizliğine bağlı olarak bazı alveoller açık kalamaz ve balonun sönmesi gibi söner.bu durumda yeterli miktarda oksijen kana geçemez ve solunum sıkıntısının egemen olduğu bir durum ortaya çıkar.Tıpta bu tabloya ‘Respiratuar distres sendromu’ adı verilmektedir.
 

Erken doğum için belirlenmiş risk faktörleri:

  • Daha önce erken doğum yapmış anneler
  • Çoğul gebelikler
  • Annede uterusa ait yapısal anomalilerin (çift uterus,septum ) veya myom gibi oluşumların varlığı
  • Anne adayında idrar yolu ya da vajinal enfeksiyonların bulunması
  • Polihidramnios (Amnios sıvısının normalden fazla olması)
  • Anne yaşının 35 ten fazla ve 18 den az olması
  • Kansızlık
  • Kötü beslenme ve sigara
  • Anne adayının kronik hastalıkları (Şeker hastalığı, kalp hastalıkları,hipertiroidi vb)
  • Suların erken gelmesi
  • Plasenta previa (plasentanın önde gelmesi)

Erken doğumun belirtileri son derece belirsiz olabilir.Anne adayının kendisini iyi kontrol etmesi son derece önemlidir. Ağrısız rahim kasılmaları düzensiz aralıklarla her gebelikte ortaya çıkar.Buna karşın ritmik kasılmalar (düzenli aralıklarla gelen, 30 sn kadar sürebilen ve tüm karın bölgesinin sertleşmesi ile birlikte ) erken doğumun en önemli habercisidir.Bununla beraber vajinal akıntıda artış,vajinaya doğru baskı hissi, kanama da bulunabilir.ancak pek çok anne adayı da rahim kasılmalarını gaz sancısıyla karıştırabilmektedir.Bu nedenle herhang ibir şüphede zaman kaybetmeden doktorunuzla iletişim kurmanız son derece yararlı olacaktır.Erken doğum eyleminin belli aşamadan sonra engellenmesi son derece zordur.

Erken doğum açısından yukarıda sayılan riskleri taşıyan anne adaylarında vajinal akıntı örneklerinde ‘fetal fibronektin’ araştırılması bugün için en geçerli erken tanı yöntemlerinden biri kabul edilmektedir.

Erken doğum belirtilerinden şüphelenildiğinde ‘kardiotokografi’ cihazıyla rahim kasılmalarının varlığı,sıklığı ve şiddeti tespit edilebilir.Bunun yanında vajinal muayene yapılarak rahim ağzında açılma olup olmadığı saptanır.
 

Erken doğum tehdidi saptandığında

  • Anne adayının kesin yatak istirahatine alınması ve sakinleştirilmesi
  • Damardan sıvı verilmesi (hidrasyon)
  • Erken doğum eylemini başlatması olası enfeksiyonun varlığının araştırılması (idrar tetkiki,vajinal kültür)varsa tedavi edilmesi
  • Gebelik haftasına göre uygun hastalara akciğerde surfaktan sentezini arttırdığı kabul edilen verilmesi
  • Uygun vakalar için tokoliz (rahim kasılmalarını durdurma) amacına yönelik ilaçların verilmesi gereklidir.Bu amaçla; ß agonist ajanlar (terbutalin, ritodrin), magnezyum sülfat, kalsiyum kanal blokerleri, prostoglandin sentezini önleyen ilaçlar kullanılabilir.Herbirinin kendine özgü yan etkileri ve riskleri bulunan bu ilaçlar mutlaka doktor gözetiminde kullanılmalıdır.

Erken doğum tehdidinde hastanın mutlaka yenidoğan yoğun bakımı olan bir merkezde izlenmesi ve bu ünitenin hastanın durumundan haberdar edilmesi gerekir.

Yenidoğan yoğun bakımı riskleri olan ve son derece pahalı bir süreçtir.Gebelik ne kadar erken sonuçlanırsa bebek için riskler o derece yüksek ve bebekte bazı sekellerin ortaya çıkması olasılığı o derece fazladır.Yaygın bir söylem olan '7 aylık doğan bebek yaşar,8 aylık doğan bebek yaşamaz'kesinlikle doğru değildir.Bu nedenle erken doğum risklerini ortadan kaldırmak için anne adaylarının en azından kontrol edilebilir riskleri ortadan kaldırmak için üzerine düşeni yapması son derece önemlidir.
  • Sigara içmemek
  • Dengeli beslenmek
  • Aşırı yorgunluık ve stresten kaçınmak
  • İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmak için bol su içmek
  • Rahim kasılmalarını izleme konusunda daha dikkatli olmak