Prenatal tanıda kullanılan yöntemler

Tarama testleri,amniosentez,CVS,Kordosentez ve diğerleri...

Prenatal (Doğum öncesi ) tanıda kullanılan yöntemleri tıp dilinde invaziv ve non-invaziv olarak iki drupta incelemek mümkün. Burada ‘non-invazive’ terimi anne için acı veren herhangibir müdahale bulunmamasıdır. Anne kanında yapılan incelemeler de (kan öneği alınması ağrılı bir işlem kabul edilebilse de) bu grupta incelenmektedir. İnvaziv girişimler ise anne adayı ve bebek için belli derecede risk taşıyan ve ancak belli merkezlerde uygulanabilen tekniklerdir.Kelimenin tam karşılığı olmasa da ‘invaziv’ yerine ‘girişimsel’ terimi kullanılabilir.

Girişimsel olmayan tanı yöntemleri:

  • Ultrasonografi
  • Fetal ekokardiografi
  • İlk trimester tarama testi
  • Üçlü test
  • Serum AFP düzeyi
  • Anne kanında bebeğe ait genetik materyal saptanması

Girişimsel tanı yöntemleri:

  • Amniosentez
  • Koryon villus biopsisi
  • Kordosentez
  • Fetal cilt biopsisi
  • Preimplantasyon genetik tanı

Ultrasonografi: Ultrasonografi tek başına doğumöncesi tanının temeli sayılabilir.Gelişen teknoloji ile sağladığı olanaklarla son 20 yılda alınan yol gerçekten baş döndürücüdür.Ultrasonografi sitemiz içinde ayrı bir bölüm halinde incelenmiştir.Burada ultrasonografi ile saptanması mümkün olan bazı anomalileri tekrarlamayı uygun görüyoruz.Bu isimleri size anlatılan herhangi bir sorununuz yoksa incelemenize hiç gerek olmadığını belirtmek gerekir.Bu anomalilerin belirtilmesinin amacı ultrasonografi ile saptanması mümkün olan problemleri göstermek,tüm anomalilerin ultrasonografi ile saptanmasının mümkün olmadığını bir kez daha belirtmektir.Bu anomalilerle ilgili detaylı bilgi de fetal anomaliler bölümünde verilmiştir.

Ultrasonografi ile saptanabilen doğumsal anomaliler.

Fetal yapıların eksiklikleri:

  • Anansefali
  • Alobar holoprosansefali (beyinin gelişim bozukluğu)
  • Renal agenezi (Böbreklerin gelişmemesi)
  • Pulmoner agenezi(Akciğerlerin gelişmemesi)
  • Ekstremite eksiklikleri (Kol ve bacaklarda normal yapıların gelişmemesi)

Normalde olmaması gereken yapıların bulunması

  • Fetal teratomlar (bebeğe ait tümörler)
  • Kİstik higroma (Boyun bölgesinde izlenen kistik yapı)
  • Fetal hidrops(Bebeğe ait yaygın ödem)
  • Akciğer kistleri
  • Böbrek kistleri
  • Yarık damak

Fıtıklaşmalar

  • Ansefalosel ve meningomyelosel (sinir sistemine ait dokuların fıtıklaşması)
  • Spina bifida
  • Omfalosel ,gastroşisis

Tıkanma ve darlıklar

  • Hidrosefali
  • Sindirim sistemi darlık ve tıkanıklıkları (yemek borusu tıkanıklıklarının bir kısmı)
  • Üriner sistem darlık ve tıkanıklıkları

Fetal büyüme ve şekil bozuklukları

  • Mikrosefali (Başın normaşden ufa olması)
  • İskelet sistemi problemleri

Down Sendromunda soft marker (ikincil gösterge) olarak kabul edilen bazı ultrasonografi bulguları vardır.18-22. haftalar arası yapılan ultrasonografilerde bu bulguların değerlendirilmesi önerilir.Down sendromlu bebeklerde görülme sıklıkları artmış olsa da sağlıklı bebeklerde de oldukça sık görülebildiğinden panik ortamı oluşturmak doğru değildir.

Bu ultrasonografi bulguları

  • Nuchal pad (11-14. haftalarda ölçülen ense pilisi kalınlığı ile karıştırılmamalıdır) ölçümünün 6 mm den fazla olması
  • Hiperekojen barsak
  • Kalpte ekojenik odak
  • Kısa femur uzunluğu
  • Renal pelvis (Böbreklerin idrar yollarına açıldığı bölgesi)genişlemesi (Pyelektazi)
  • Chorioid plexus kistleri
  • Göbek kordonunda normalde 3 olması gereken damar sayısının 2 olması
  • El ve ayak parmaklarında görülen farklılıklar

Bu bulguların değerlendirilmesi konusunda farklı fikirler ileri sürülmüş olsa da sıklıkla kabul gören görüşe göre;

  • Ense kalınlığının 6 mm den fzla olması
  • Dğer bulgulardan ikisinin birlikte bulunması
  • Tarama testlerinde 1/250 nin üzerinde rinde olması veya tarama testi yapılmamış olan 35 yaş üzeri anne adayında bu bulgulardan birinin bulunması durumunda amniosentez önerilmelidir.

Fetal ekokardiografi: Bebeğe ait doğumsal bir kalp probleminin bulunma olasılığının yüksek görüldüğü durumlarda yapılan özel donanım ve deneyim gerektiren bir ultrasonografidir.Detaylı bilgiyi site içinde bulabilirsiniz.

Tarama testleri: ( Ense pilisi kalınlığı ,İkili test,üçlü test ,dörtlü test)

 

Prenatal tanıda kullanılan yöntemler

Nicholaides ve arkadaşlarının artmış ense pilisi kalınlığının ne ölçüde değerli olduğunu araştırdıkları bir çalışmada

  • 3 mm lik NT ölçümü ......3 kez artmış risk
  • 4 mm lik NT ölçümü.......18 kez artmış risk
  • 5 mm lik NT ölçümü.......28 kez artmış risk

göstergesi olarak kabul edilmiştir. Örneğin 35 yaşında her kadın için Down sendromu riski 1/270 dir.Eğer NT ölçümü 4 mm ise 1/270 olan risk 18 kat artarak 1/15 e çıkacaktır.

İlk trimester tarama testi (11-14 hafta testi,İkili test) İlk trimester tarama testi (İkili test ,11-14hafta tarama testi) Down sendromu taramasında üçlü teste göre daha yeni bir testtir.Üçlü teste göre avantajı daha erken yapılması ve gereken ileri tetkiklerin d daha erken uygulanmasına ve Down sendromlu bebeğin daha erken gebelik haftalarında teşhis edilebilmesine olanak sağlamasıdır . Bunun dışında yapılan çalışmalar bu testi Down sendromu için üçlü teste göre biraz daha duyarlı olduğunu ortaya koymuştur ancak henüz kesin bir fikir birliği oluşmuş değildir.

İlk trimester tarama testi gebeliğin 11-14 haftalarında uygun bir ultrasonografi cihazıyla bebeğin ense pilisi kalınlığının (NT) ölçülmesi ve anne kanında PAPP-A (Pregnancy associated plasma protein) ve free B-HCG ölçülmesine dayanır.Özellikle Down sendromu Trizomi 18 taramasında değerli dir.PAPP-A gebeliğe özgü bir proteindir ve anomalili bebeklerde düzeyi daha düşüktür.B-HCG düzeyi ise normali üzerindedir.

İkili testte bebeğin baş-popo mesafesi (CRL) ,ense pilisi kalınlığı (NT) ,anne kanında PAPP-A ve fB-HCG değerleri saptandıktan sonra özel bir programla risk analizi yapılır ve bebeğin Down Sendromu ve Trizomi 18 için bir risk oranı verilir.

İkili testte verilen sonuç sadece bir olasılıktır. Sonuçta riskin yüksek bulunması bebeğin Down sendromlu olduğunu göstermez. Sadece ileri tetkik gerekliliğini gösterir.Yine test sonucunda riskin düşük çıkması da bebeğin Down Sendromu ya da trizomi 18 olmadığını göstermez.Yalnızca riskin düşük olduğunu ileri tetkik yapmanın gereği olmadığını gösterir.Daha kesin rakamlar vermek gerekirse ilk trimester tarama testi Down sendromlarının %90-92 sini ,Trizomi 18 lerin ise %96 sını yakalayabilir.Yani Down sendromlu bebeklerin%8-9 unda test sonucu hatalı olarak düşük risk işaret eder (yalancı negatiflik).

Daha kesin rakamlar vermek gerekirse ilk trimester tarama testi Down sendromlarının %90-92 sini ,Trizomi 18 lerin ise %96 sını yakalayabilir.Yani Down sendromlu bebeklerin%8-9 unda test sonucu hatalı olarak düşük risk işaret eder (yalancı negatiflik).

Üçlü Test:1980 li yılların sonunda Down sendromunun tarama testi olarak ilk kez pratiğe giren testtir.Yaklaşık 15 yıldır tarama testi olarak değerini korumaktadır.Başta Down sendromu olmak üzere, trizomi 21 ve nöral tüp defektleri nin (özellikle spina bifida) tarama testi olarak kullanılabilir. Son yıllarda ultrasonografi cihazlarının sağladığı görüntü kalitesi nöral tüp defektlerinin ultrasonografi ile tanısını çok kolaylaştırmıştır.Bu nedenle pratikte daha çok Down sendromu için kullanılmaktadır.

Üçlü test gebeliğin 15-22 haftaları arasında yapılabilir ancak en geçerli sonuçlar 16-18. haftalar arasında alınır.bu nedenle genel olarak 17. gebelik haftasında yapılması tercih edilir.Üçlü testte bebeğin ultrasonografide BPD(Biparietal çap,baş çapı) e göre saptanan gebelik haftası kaydedilir .Anne adayından alınan kan örneğinde

B-HCG ,Alfa-feto protein ( AFP) ve konjuge olmayan Estriol (E3) düzeyi saptanır.

Beta HCG: Gebelik hormonu ,plasentada ‘trofoblast’ adı verilen hücrelerden salgılanır.Down sendromlu bebeklerin annelerinde beta HCG düzeyi daha yüksek,trizomi 18 de ise düşüktür.

Alfa feto protein(AFP) : Fetusun karaciğeri tarafından salgılan protein yapıda bir maddedir.Anneye geçişi amniotik sıvı yoluyla ve sınırlı biçimde olur. Nöral tüp defektleri ya da bebeğin karın duvarına ait problemlerde anne kanında AFP yüksek ,Down sendromunda ise düşüktür.

Estriol(E3): Üç temel östrojen molekülünden biridir.Konjuge edilmemiş(biokimyasal olarak başka bir maddeyle birleştirilmemiş) Estriol düzeyi bakılır :Down sendromlu bebeklerin annelerinde E3 düzeyi daha düşük bulunur.

 

Prenatal tanıda kullanılan yöntemler

Dörtlü Test: Üçlü testin gibi 16-18. gebelik haftalarında anneden alınan kan örneğinde üçlü testteki maddelere ek olarak ''Dimetrik İnhibin A ''düzeyinin saptanması ve elde edilen değerlerle bebeğin Down sendromlu olma olasılığı belirlenmeye çalışılır. İnhibin A normalde kadınlarda yumurtalıklardan,erkeklerde de testislerden salgılanan bir hormondur.Gebelikte de plasentada senez edilmektedir. Bebeğin Down Sendromlu olduğu gebeliklerde İnhibin a düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.

Tarama testlerinde anne kanında ölçülen tüm maddelerin Down sendromunun belirlenmesindeki hassasiyetlerinin sınırlıdır. Ölçülen maddelerin sayısının arttırılması nın bu nedenle testin hassasiyetini arttıracağı kabul edilir.

 

Anne Kanında Fetusa Ait DNA saptanmasına Dayanan Testler : Bebeğe ait genetik materyalin (DNA nın) anne  kanına geçtiği uzun süredir bilinmekle beraber   fetusa ait genetik sorunların anne kanında bulunan bebeğinDNA sı üzerinde yapılan çalışmalarla saptanması oldukça yeni bir yöntemdir. Herhangi bir laboratuar tetkiki gibi anneden  alınan kanda  %99 a varan kesinlikle saptamak mümkündür . Amniosentez gibi risk taşıyan girişimlerden çekinen ebeveynler için uygun olmakla beraber maliyeti amniosenteze yakındır

 Amniosentez: Anne adayının karın cildinden ultrasonografi eşliğinde girilen özel bir iğneyle uterusa ve buradan da bebeğin içinde bulunduğu amniotik sıvıya ulaşılarak buradan sıvı örneği alınmasıdır.Amniosentez ultrasonografi kullanıma girmeden önce dahi amniotik sıvının normalden çok fazla olduğu (polihidramnios) durumunda sıvı miktarını azaltarak annenin sıkıntısını azaltmak amacıyla kullanılırdı.Bugün ise amniosentezlerin çok büyük bölümü prenatal tanı ve özellikle de Down Sendromu tanısı amacıyla yapılmaktadır.Bu iki neden dışında amniosentez doğumun erken gerçekleştirilmesi gerektiği durumlarda bebeğin akciğer olgunlaşmasının yeterli düzeyde olup olmadığının araştırılması için de uygulanabilir.

 

Prenatal tanıda kullanılan yöntemler

Günümüzde amniosentez en sık tanı amaçlı olarak uygulanmaktadır. Alınan örnekte genetik ve biokimyasal yöntemler kullanılarak belirli hastalıkların tanısı mümkün olabilmekte ve gebeliğin seyrinde müdahale imkanı bulunabilmektedir.Genetik amaçlı tanıda amniotik sıvı içinde bebeğe ait hücreler saptanmanır ve bunlar özel ortamlarda(doku kültürü) çoğaltılır ve hücre bölünmesinin belli aşamasında kromozomlar üzerinde araştırma yapılabilmektedir.Hücrelerin çoğaltılması zaman alacağından biokimyasal testlere göre sonuçlar daha geç elde edilebilmektedir.

Klinikte amniosentezi kullanılışı: Tedavi amaçlı: Polihidramnios durumunda sıvının azaltılması amacıyla

Tanı amaçlı: Nöral tüp defektleri:Amniotik sıvıda Alfa Feto Protein (AFP) veya ‘Asetil kolinesteraz’ düzeyi incelenerek nöral tüp defektleri tanısında yararlanılabilir.

Rh uyuşmazlığı: Kan uyuşmazlığı durumunda bebeğin durumdan etkilenme derecesinin saptanmasında (sıvıda OD450 düzeyi ) ve doğumun gerçekleştirilmesi söz konusu olduğunda akciğer gelişiminin değerlendirilmesi için (köpük testi, Lesitin/Sfingomyelin oranı ,Fosfatidil Gliserol düzeyi)

Sayısal Kromozom bozuklukları: Başta Down sendromu olmak üzere Trizomi 18 ,Turner Sendromu gibi toplam kromozom sayısının normalden farklı olduğu hastalıkların tanınması için

Tek Gen Hastalıkları: Kalıtsal bazı hastalıklar tek bir genin bozukluğundan kaynaklanır.Eğer bozukluğun hangi gende olduğu biliniyorsa o gene özel araştırmalarla hastalığın teşhisi mümkün olabilmektedir.Bu grupta yeralan hastalıkların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Amniosentezin önerildiği durumlar:İleri anne yaşı:Bazıhekimler 35 yaşındaki tüm anne adaylarına amniosentez önermekteyse de bu konuda kesin bir fikir birliği yoktur.Yaş kesin bir amniosentez endikasyonu değildir.

  • Daha önceden amniosentezle teşhis edilebilen bir anomalisi olan çocu doğurmuş olmak
  • Anne veya babanın taşıyıcı ya da hasta olduğu ve bebeğin hasta doğma olasılığı olan durumlar.
  • Üçlü testte Down sendromu açısından yüksek risk saptanması
  • İkinci düzey ultrasonografide anomali saptanması

Amniosentez günümüzde en sık kromozom anomalisi ve diğer anomalilerin tanısı amacıyla uygulanır Genetik tanı amaçlı amniosentez genellikle 16.-18. gebelik haftaları arasında uygulanır. Son zamanlarda 15. gebelik haftasından önce de amniosentez uygulanmaya başlanmıştır (erken amniosentez). Tedavi amaçlı amniosentez ve Rh uyuşmazlığı gibi durumlarda ise zamanlama klinik duruma göre değişir.Genetik araştırmaların sonucu genelde 3-4 hafta içinde alınır.Amniosentez daha ileri haftalarda yapılır ve sonuçlar gebeliğin sonlandırılması gerekirse hem tıbbi hem de kanuni zorluklar ortaya çıkabilir.Bu nedenle daha ileri gebelik haftalarında genetik tanı gerekli olursa kordosentez tercih edilmelidir.

Amniosentez çok acı veren bir işlem değildir.Ultrasonografi eşliğinde en uygun alana özel bir iğne ile girilir.İlk gelen sıvı örneği anneye ait hücreler içerebileceğinden kullanılmaz.Genelde elde edilen 20 cc kadar sıvı yeterli olur.İşlem sırasında herhangibir sorun oluşmazsa toplam 5 dakikayı geçmeyen bir sürede işlem sona erer.anne adayı bir süre dinlendirildikten sonra evine gidebilir ve bir gün evde dinlenmesi önerilir.

Amniosentez risksiz bir girişim değildir.Yaklaşık 200 amniosentezden birinden sonra düşük ya da bebek ölümü söz konusu olabilmektedir.Yine amniotik kesenin bütünlüğünün bozulması ve sıvı kaçağı izlenebilir.Sıvı kaçağı bazı durumlarda birkaç gün içinde kaybolsa da bazı vakalarda uzun süreli olabilmektedir.Amniotik sıvının kaybı gerek enfeksiyon riskinin artması gerekse oligohidramniosun getirdiği sorunlar açısından önemlidir.Çok çok nadiren anne için de tehlikeli olabilecek enfeksiyon söz konusu olabilir.Bu nedenle eğer amniosentez yapılacaksa ebeveynlere bu risklerin detaylı olarak anlatıldığı ve bu risklerin bilincinde olarak amniosentezi kabul ettiklerine yönelik bir onay formu imzalatılır.

E-Bülten
Üye olun gebelik haftanıza göre bilgiler mailinize gelsin
Son menstruasyonun (adet kanaması) ilk günü
Gebelik Ajandanız
Son menstruasyonun (adet kanaması) ilk günü
Verdiğiniz bilgiler ile oluşturulacak sayfada tarihler verilerek yapmanız gerekenler listelenecektir.
Yeni Doğan Fotoğrafları
Sıkça Sorulan Sorular
Kan uyuşmazlığı hangi durumlarda ortaya çıkar, anne ve baba olarak yapmamız gerekenler nerlerdir